.
 
PKK’de İlk İtirafçılar.
 
 
 
Nevzat Çiçek : PKK’de İlk İtirafçılar

27 Apr, 2009 10:51:00

 
Çiçek, Gülmüş’ü Dinledi…’

Nasnemenews/HABER
 
Gazeteci Yazar Nevzat Çiçek tarafından yazılan "itirafçı" adlı kitapta PKK’deki ilk itirafçılarda ele alındı.
 
Çiçek’in kitabındaki söz konusu bölümü özet halinde size sunuyoruz: PKK’DA İLK İTİRAFÇILAR

———————————***————————–

"PKK kurulduğu 1978 yılından sonra bir taraftan diğer Kürt örgütleriyle bir taraftan da devletle savaştı. Ancak PKK’nın bu savaşlar kadar büyük savaşı kendi içerisinde yaşandı. Örgüt, kendi içerisinde "Çete faaliyetleri, ajan, işbirlikçi" suçlamasıyla binlerce insanı infaz etti. Kimilerine göre bu sayı üç bin kimilerine göre üç binden fazla. PKK ile mücadelede saf değiştirenler yeni olmadı. Örgütün ilk kuruluş yıllarında en tepedeki isimlerden Şahin Dönmez yakalanınca itirafçı oldu ve 1980 yılında Diyarbakır Cezaevi’nde itirafçılar koğuşu oluşmasını sağladı. O dönem itirafçılar operasyonlara götürülmüyordu ama verdikleri bilgilerle daha yeni kurulmuş örgütün bütün üyelerine ait bilgileri veriyorlardı. Bu dönemi anlamak için o zamanlar Diyarbakır Cezaevi’nde yatan Şükrü Gülmüş’ün, arkadaşlarının deyimiyle Hoca’nın hayatına ve anlattıklarına bakalım.

Şükrü Gülmüş 8 Şubat 1980 de yakalandı. PKK Ana Dava’sında altıkez idamla yargılandı. Toplam olarak 8 yıl Diyarbakır Cezaevi’nde kaldı. Bu yıllar içinde hep Koğuşlar genel Sorumlusuydu. Daha sonra 1 yıl Urfa, geri kalanını da Ceyhan Cezaevlerinde tamamlayarak safi 11 yıl içerde kaldı. 12.12.1990′da tahliye olduğunda üç yıl fazladan yattığı anlaşıldı. Şimdi Almanya’da Nasname.Com sitesinin genel yayın yönetmenliğini yapıyor. İlk itirafçılardan olan PKK/MK üyesi Şahin Dönmez ve arkadaşalarını iyi tanıyor. Gülmüş "Madem Tarih Bizimle Başlıyor" deyip başlıyor bize PKK’daki ilk itirafçıları anlatmaya:

"Mazlum Doğan ve Şahin Dönmez; bir zamanların Diyarbakır Zindanı Genel Değerlendirmelerinin iki ucu, terazinin iki ayrı kefesiydi. Oysa ben daha sonra buna da muhalefet şerhimi koymuştum. Direnişin Sembolü Mazlum Doğan değil, Ali Erek (Cin Ali) olmalıydı. Tabi bu tamamıyla bir siyasal tercihti. Sonra resmi Diyarbakır Zindanı bunun üzerine bina edildi.

Direniş ve direnişçiler çokça işlendi.

Peki diğer uçta ne var? O sahi yeterince işlendi mi? Yani terazinin Teslimiyet, Pişmanlık, İtiraf ve Tetikçiliğe varan boyutu ne âlemde?
PKK hareketinde ilk sınav; her türden bu safa katılanın karşılaştığı çıplak devlet zorudur. Yani polis sorgulaması ve işkencedeki tavrıdır.
PKK denilen hareketin en üst kadrolarından biri olan Şahin Dönmez’in devlet zoruyla karşılaşması; onun yüzde yüz dönüşünün resmidir. Bu hareket saflarında bir o bir de Fehmi Yılmaz’ı unutmayacağım. Çünkü Urfa polisi Yılmaz’a; ‚Ya dünyada senin kadar rezil Apocu yok. Beş kuruşla konuşturuyoruz, yirmi beş kuruşla susturamıyoruz‘ diyorlarmış.

Bizde ilk faili meçhul cinayet Celal Aydın’la işlendi. Onun mimarı Şahin Dönmez’di. Şahin yakalandı, üç copla çözüldü. Her şeyi bülbül gibi öttü. Celal Aydın’a kazdırdığı mezarı, elleriyle gösterdi. Öcalan’ın yerini söyledi. Kapısına kadar gitti. Ama devlet harekete geçip, Diyarbakır/Ofis/Günaydın Apartmanı’nın ziline basmadı. Bülent Orakoğlu açıkladı. ‚Yakalayacaktık. Ama MİT müdahale etti.‘

Ve Şahin Dönmez‘le beraber; Elazığ, Dersim dönenleri peydahlandı. Artık Şahin kötü de olsa -timsal- bir örnekti. Nerdeyse bu kötü örneklik birçok Elazığ ve Dersim kadrosuna sirayet etti. İşin daha da ilginci; bu grup içindeki radikal kesim; ‚Şahin’i içerde cezalandıralım. Asalım! Ya üstlenim ya da kim vurduya, linçe götürmüş gibi yapalım dediler. Ama dışarıdan haber geldi. Öcalan emir verir: ‘Ona bir şans daha verelim. Bu şans, 1980, 12 Eylül Darbesi’nden sonraki sürece kadar devam etti. Elazığ grubu 75 kişi olarak Diyarbakır’a geldi.

Mazlum Doğan’a o zaman sormuştum:

Mazlum sence kaç kişi bizden, kaç idareden tavır alır?‘

Bence bir veya iki kişi Geri kalanı teslim olur.‘ demişti.

Ve 70 idareye, 5 devrimci saflara. Yani 35. Koğuşa yönünü çevirdi. Bunları da tek tek saymak mümkün. Ve Esat Oktay Yıldıran’ın gelmesiyle beraber Şahin Dönmez’in başını çektiği itirafçılar koğuşu oluştu. Artık orası; devletin üzerinde çalıştığı en uygun alandı. Şahin Dönmez gönüllü devletle çalıştı. Savcılarla görüştü. Ankara’lara kadar düşünce üretti. Aslında Şahin; bu konuda devletin teslim alma, pişmanlık, itiraf ve ihanete doludizgin gitmenin de mimarıdır.

Şahin’in bilgileriyle; Elazığ Grubu tümden düştü. Bu sefer diğer bölgelere sirayet etti. Tabi en çok üzerinde çalışılacak unsurla; polis ve sorgulaması kötü olanlar oldu.
Siirt- Batman Grubundan Mehmet Girgin,
Ceylanpınar Grubundan Hasan Garip,
Diyarbakır Grubundan Hıdır Akbalık,
Mardin Grubundan Halef Çarpar,
Önce tek tek, sonra küçük bir üçlü çekirdek oluşturuluyordu. Sonra da gruplar içerden fethediliyordu. 38 koğuşta İtirafçılar arasında da bölünmeler oldu. Bir yarış başladı. Kelle avcılığı gibi kim daha çok PKK’lı düşürecek yarışını başlattı Esat Oktay. Ama en gözde yine Şahin Dönmez’di.

Tabi bu yazımda anlatıklarım daha çok Diyarbakır Zindanı içinde olan itirafçılarda hastır, Adana/Mersin ve Antep’i ayrı tutuyorum. Orda sorgulamalarda daha rezilce şeyler anlatılırdı. Sorgulamalarda kendi bayan arkadaşına tecavüz edenler bile varmış. İtirafçılık geçer akçe olunca, düşmeler baş gösterince çukuru da vardı. Her itirafçı da itirafla yetinmezdi.

Bizde, yani Diyarbakır Zindanı’nda her şey; kurallara Uyma ile başladı. Yani devlet ‚Önce kurallara Uyun. Başka bir şey istemiyoruz diyordu. Kurallara uyulunca da, pişmanlıktan yararlanma, pişmanlıktan yararlanmak isteyen de ya itiraf yapacak ya da ceza alamayacak durumdaki arkadaşının üstüne iftira ile suç yükleyecek, onun aleyhinde mahkemede konuşacak, tanıklık yapacak. Böylece kurallara uy, pişmanlık duy, itiraf et ve çık.

Eee çıkınca ne yapacak bu âdem-i beşer?

Örgüt gözünde hain, toplum nezdinde lanetli. Kim kalıyor geriye? Elbette devlete sığınmak. İşte Aygan, Tiril, Tilki, Toga, Ozansoy vb itirafçılar Silvan Askeriyesinde toplattırıldı ve onları daha da üst boyutlu bir örgütlenme olan JİTEM’in içine çektiler.
Bir an şunu düşünelim:

PKK bu hareketi başlatmasaydı bunlar olur muydu? Belki de olmazdı. Direnişçi varsa, kahraman varsa, teslimiyetçi ve itirafçı da olacak elbette. Yani Şahin olmasaydı Mazlum, Egid olmasaydı Aygan olmazdı. Bu nedenle şuna şiddetle ihtiyacımız var. PKK ortaya çıktığından bugüne değin; artı ve eksilerimizi bir sayalım. Kazanım ve kayıplarımızı bir değerlendirelim.
Bence; kazanımlar yok denecek kadar az.

Bir dava, bir ülke ve idealler bir yana; bir adam bir yana gitti."

Şükrü Gülmüş’ün de işaret ettiği olay, Mayıs 1979 tarihinde PKK Merkez Komitesi Üyesi ve Örgütlenme Genel Sorumlusu Şahin Dönmez ile birlikte Elazığ Bölge Komitesi üyelerinin büyük çoğunluğunun yakalanmasıydı. Bu PKK’da ciddi bir paniğe yol açtı. Şahin Dönmez’in itirafları ile birlikte güvenlik kuvvetlerinin başlattığı bir dizi operasyon nedeniyle Abdullah Öcalan, Diyarbakır’da saklanmakta olduğu evde yakalanmaktan son anda kurtuldu.Diyarbakır Cezaevi’ne konulan Dönmez PKK’lılardan ilk itirafçı grubu da cezaevinde kurdu ve PKK’da ilk itirafçı olarak karşımıza çıktı ancak oda trajik sondan kurtulamadı. Cezaevinden çıkar çıkmaz öldürüldü. Şahin gibi aynı akibeti yaşayanlardan biri de PKK’nın İstanbul ve Marmara Bölge Sorumlusu Osman Tim’ di. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanırken 1992’de Sağmalcılar Cezaevi’nde boğularak öldürüldü. Gerekçesi bütün itirafçılar gibi aynıydı "İşbirlikçi olmak ve örgüte ihanet etmek." Bu suçla PKK’da öldüren kişi sayısı üç binden fazla.

Peki, daha kuruluş sürecinde "Ajan" diye kendi içerisindeki arkadaşını gözünü kırpmadan öldüren bir PKK’lı, örgütten kopmak isterse nasıl bir korku dünyasına düşer, nasıl bir çıkmaz içinde bulur kendini. Bunu anlamanın yolu bu dünya içerisine kendisi girmiş, kendine göre yanlışlıkları görmüş ve sonra kopma kararı almış eski bir PKK’lının ruh halini tanımaktan geçiyor." gerisini merak edenler "İtirafçı" kitabını okusun.

Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu

Aşagıda aynı sayfadan İlğinç.. yorumlar

================

Yorumlar (7 gönderildi):

nemir .. 28 Apr, 2009 12:57:07
Kürdistani siyasete gönül vermiş olan bir kurd devrimcisi olarak sizleri fırsat buldukça hep takip etmeye çalışiyorum fakat bir türlü ne yapmak istediğinizi bu güne kadar öğrenemedim apo hakındaki açıklamalarınız iyi güzelde hangi siyasal amaca hizmet ettiğiniz belli değil amacınız salt apoyu yıpratıp onun yerine pkk nın başına kendi gibileri geçirmekse bence bu hayalden başka bir şey değildir eğer değilse o zaman neden bir siyasi alternatif çıkarmaya ve örgütlü bir şekilde mücadele etme yolunu denemiyorsunuz doğrusu merak ediyorum saygılarımla başarılarınızın devamını diliyorum

muhammet esdemir .. 28 Apr, 2009 01:28:09
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki gerçekten güzel bir çalışma. Ancak bütün bunların bitmesinin bir yolu var ki, oda silahların susması. Bugün Apo gitse yarın başkası gelse de silahlar susmazsa bu böyle devam edip gidecek. Bu nedenle silahların susması ve gerçekten akan kanın durması lazım. Herkesin bir annesi var ve kimse doğarken suçlu doğmuyor. İtirafçılık ismi bile insanı ürpertirken bunu meslek haline getirmek sanırım çok büyük acımasızlık getiriyor. İnsan baba olunca her şey değişiyor.

Bayram Karaca .. 28 Apr, 2009 06:47:09
Sevgili Nevzat mükemmel bir çalışma yapmış. Bir dönemin tarihine ışık tutacak bir çalışma olmuş. Nevzata başarıların devamını dilerim. selam ve sevgiler.

agit amed .. 29 Apr, 2009 09:16:54
Çiçek yazınızı okudum, hiç bir şey anlamadım. Madem ki apo ekibi ajanların babasıdır ve devletle çalışıyor, peki o zaman devlet niye çırakla uğraşıyor istediği bilgiyi apo dan alır bu işi kökünden kazar.

nevzat çiçek .. 30 Apr, 2009 03:34:11
Merhaba,
Agit Amaed isimli okuyucu benim Abdullah Öcalan’ın ajanların babası olduğunu ima ediyor ama benim ne kitabımda nede başka yerde bu tür bir yazım yoktur. Bu izlenime nasıl kapıldı bilmiyorum ama zaten kitabımda bir iddia varsa onun karşı tezini zaten alırım…Sevgiler

agit amed .. 30 Apr, 2009 07:21:05
Nevzat bey bu yazinin anlami nedir lutfen aciklarmisin ? Öcalan’ın yerini söyledi. Kapısına kadar gitti. Ama devlet harekete geçip, Diyarbakır/Ofis/Günaydın Apartmanı’nın ziline basmadı. Bülent Orakoğlu açıkladı. ‚Yakalayacaktık. Ama MİT müdahale etti

velhasıl-agit amed’e .. 30 Apr, 2009 09:13:43
agit bu devlet kürt gençleri gibi saf degil.28 isyan geçiren bir devlet hepsini içerden çökertti.bunu da yokuşa sürüyor.olay bu.29. da elbette devlet kontrolünde büyür gelişir ve ölür.30 yıldır bu mücadle başlamış bir şey olduğu yok.tamil kaplanları da 30 senedir savaşıyor.hükümete ortak bile oldular bizim pkk hala yerinde sayıyor.iç infaz yapıyor.puta tapar gibi ewdıllehe taapıyor.tamil kaplanları hükümet ortaklığını istemeyince bağımsızlık için hala mücadele veriyor.bizim pkk nerdeyse devlete emrindeyim diyecek.yazık degil mi bunca kürdistan sehidine.yazık degil mi kürt gençlerine.80 li yıllarda pkk liler itirafçılın alasını yapıyorlardı devlete.arkadaşlarını satıyorlardı.kürt örgütlerinin açlık grevlaerinde ilk önce onlar işi bozuyorlardı.bir de bakıordun simit yiyorlar.sonra da itirafçılar koğuşuna geçiyorlardı.bu tırşıkçılar diyorlarya millete.dırşıkçıların alası bunlar.şuan bile memleket bazı fanatik apocular polise çalışıyor.bilgi sızdırıyor.agit sizler hep olaylara dışardan baktınız.bırakında pkk de yaşayıp görmüş yurtsever devrimciler bazı gerçekleri anlatsın.

http://www.nasname.com/tr/3667.html

.

__________________

………………………………………….. …..
Videolarımızı İzleyiniz :
………………………………….
”Bagımsızlıgınızı..Kaybetmenizin En
Güzel Yolu..,
Başkasının Parasını Harcamaktır..”
Osman Pamukoğlu
 
 

 Daha İlğinç Yazılarımızı okumanız için

Forum adresim:
 
.

 
About these ads